
İstasyon Sanat Galerisi
HÜRRİYET DEMİRER
15 Mayıs 2010/Cumartesi - 05 Haziran 2010
Kokteyl: 15 Mayıs Cumartesi saat: 18.00
İstasyon Sanat Galerisi
İstiklal Caddesi Bekâr Sokak No: 19 Beyoğlu
Sanal dünyada herkes kendi hayallerinin tanrısı!
Gelişen teknoloji, insanlara daha rahat bir yaşam sunuyor ama diger yandan da bir tüketim toplumu oluşturuyor. Bugün büyük kentlerde yaşayan pek çok insan sadece tuşlara dokunarak birçok ihtiyacını yerine getirebiliyor. Sanal dünyada alışveriş yapıyor, müzik dinliyor, gazete okuyor, dünyadaki gelişmelerden anında haberdar olabiliyor...
Bilgisayar oyunları başında saatler harcıyor, gerçekte var olmayan çiftlikler yönetiyor, dilediği kadar sanal parayı harcıyor, yaşamak istediği hayatı istediği gibi yaşıyor. Yürütülemeyen hayat ya da ilişkiler, aşklar, sevgililer yine tuşlara basılarak bitiyor, yeni bir düzen tekrar kuruluyor.
Sanal dünyada herkes kendi hayallerinin tanrısı!
Müzikle ilgisi olmayan kişinin dahi elinin altında onlarca albümden oluşan bir arşiv var. Bilgiye ulaşmak her geçen gün daha da kolay hale geliyor. Yeni gösterime giren filmlerin anında korsan kayıtları çıkıp, asırlık sinemaların kapatılmasına neden oluyor.
Sanal paylaşım ve arkadaşlık siteleri bireyleri kişiliksiz bir hale dönüştürmeye başlayabiliyor... İnsanlar kendilerine güçlü profiller çizip, yeni bir yaşam içerisinde diledikleri figüre dönüşebiliyor. Gerçek yaşama döndüğünde, engellerle karşılaşan insan, sanal olarak yarattığı hayali karakterin gücüne sahip olmadığı gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalıyor...
Resimlerimde kullandığım zift, petrolün damıtılması sonucu elde edilen son kalıntıdır. Bu dayanıklı zemin kaplaması, asfalt yapımında kullanıldığı gibi tekne yapımında- tahtalar arasından teknenin su geçirmesini engellemek- için de kullanılır. Teknolojinin yarattığı kolay ulaşım olanağı olan asfalt aynı zamanda doğanın tahribatı ve petrol rantının paylaşılmasından doğan bir büyük güç odağı nesnesidir.
İnsan bu kolaylaşmış hayatta tıpkı diğer teknolojik olanaklarda olduğu gibi yine güçsüz kalıyor. Burada malzeme, kente, kentliliğe, güce, gelişmişliğe, tekneye, otobana, aydınlatma lambalarına, su ve musluğa, İnternet çağına dalmış kent insanına göndermeler yapıyor. Resimler güçlü ve dayanıklı malzemenin oluşturduğu güçsüz figürlerle, resim çevresindeki geniş boşluk arasındaki çelişkiyi yani insanın kendisiyle çelişkisini anlatmaktadır. Renkli alanlar renksiz asfalt ile figürler hem boş hem nötr tuval ile karşı karşıya kalmış bu çelişkisini taşıyor...

İstasyon Sanat Galerisi
BİRSEN TEKİNALP
20 Nisan 2010/Salı - 11 Mayıs 2010
Kokteyl: 20 Nisan Salı saat: 17.30
İstasyon Sanat Galerisi
İstiklal Caddesi Bekâr Sokak No: 19 Beyoğlu
"Sanatla buluşmlarım her nekadar resimle başlamış olsa da (1983 İstasyon Sanat Merkezi Ressam Prof. Sabri Berkel ve Ressam Hülya Sun?la) geçen yıllariçinde çeşitli atölye denemelerim de oldu.
Sanat tarihi ve felsefe seminerlerine de katıldım...Fotoğrafla buluştuğum yıllardan sonra "Fotoğraf çekmek tüm zamanımı aldı, sanatla buluşma noktam oldu.Uzun süredir fotoğraf çekmekteyim.
Bu projede 'Yaşam ve Ölüm'kavramını irdeledim, bunu düşünmeme bir arkadaşımı kaybetmem neden oldu... Topraktan geldik, toprağa gidiyoruz,kutsal kitap böyle der... Bu da yadsınamaz, zaman boyutunda canlıların varoluş ve yokoluş durumunu düşünerek, nesnelerin değişimini gözönüne alarak bu süreci fotoğrafladım.
Toprak - Buğday - Un - Hamur, devamında insan yaşamında besleyici gıdaya dönüşen ekmek ve diğerleri... Kısacası anlatmak istediğim piştikten sonra ne hale geldiği!
Doğum, yaşam, geçirdiği evre, ölüm ve çürüme...Ölümlülerin kaçamayacağı son..."
BİRSEN TEKİNALP
İstasyon Sanat Galerisi
Yaşamın İçinde Resim, Resmin içinde Yaşam
CAN BERK KOÇ
4 Mart 2010/Perşembe - 24 Mart 2010
Kokteyl: 04 Mart Perşembe saat: 17.30
İstasyon Sanat Galerisi
İstiklal Caddesi Bekâr Sokak No: 19 Beyoğlu
Sergide yer alacak resimler tuval üzerine akrilik ve air brush mürekkebi ile gerçekleştirildi.
Can Berk Koç'la sergi üzerine.
İmgeler tanıdık Yaşamın herhangi bir anında bir yerlerde gerçekleşmekte olan bir olay, bu olay ya da olayı yaratan kişiler tuval yüzeyinde görünüveriyorlar. Örneğin prova yapan bandocular veya kurtuluş savaşı pilotlarından Hüseyin Hürkuş, vb. olabilir...
Yaşamın herhangi bir anında bir yerlerde gerçekleşmekte olan olay ya da kişiler, çok tanıdık bir dil ile görünüverirler. Grafik illüstrasyon ile resmin buluştuğu bir yerde dururlar. Bu tanıdık imgeler hem fotografik lezzeti, hem photoshop müdahaleleri, hem resimsel ifadeyi birleştirirler. Renk her resimde yaygın bir alanda yer alırken, siyaha varan koyular izleyicinin imgelemini harekete geçirir. Renkli yüzeylerin içinde gezinen değerler ile koyuların içinde gezinen dinginliği bozar.
Sanatçının resimleri oluşturma süreciyle ilgili bir belgesel, tuval üzerine akrilik resimler ile karışık teknik kâğıt işlerden oluşan sergi 24 Mart tarihine kadar devam edecektir.