yandex

Ressam Nilüfer Adam'dan Lethe/Unutuş Sergisi

19 Aralık 2017

 

BASIN BÜLTENİ

 

RENKLERDEN UNUTULMUŞLUKLARA….

 

Yıllar geçer, insan hem kendisi hem başkaları ile kısa ya da uzun bir hayat yaşar. Her birimiz farklı koşullarda, farklı yetilerde, farklı durumlarda, farklı duygularda ve farklı bilinçlerle geçer gideriz bu dünyadan ve derler ki her birimizin ardından;...

‘’ İster acıları ister sevinçleri bol olsun, sadece ölümsüzlüğe, sonsuzluğa kapalıdır hayat!.. ‘’

 “Lethe!

 

Güçlü unutkanlığın, sonsuz mutluluğun tatlı suyundan ver bana. Kana kana içmek için. Acılarımdan, beni yakan anılarımdan kurtar. İçimi temizle. Bana sonluluğu değil sonsuzluğu bağışla.

Tercih hakkım yok biliyorum kötü anılarımla birlikte iyi anılarımda gidecek. Hayatımı sorgulayıp, içsel yolculuğuma çıkmaya hazırım.

Senin suyundan içmeye korkmuyorum. Bu sahte dünyada yaşamaktansa sende kendimi unutayım. Boğulmaktan korkarak insanlığımdan olmayacağım. Sonsuzluğun sahtesinden değil  gerçek sonsuzluğa doğru yol alacağım.

 

Beni öyle yarat ki  unuttuğumu fark etmeyecek kadar unutayım, sadece belleğimdekiler değil gönlümdekilerde silinsin ve ben bir daha unutmayı özlemeyeyim. Lethe, beni al sularına, beni sar güçlü kollarınla...”

 

Sanatçı Nilüfer Adam, “ LETHE/UNUTUŞ ” başlıklı sergisinde sanki bu hikayenin tüm sahnelerini bize tek tek anlatır gibi kendi yarattığı tekniği ile okunmuş magazin ve yaşam dergilerinin sayfalarından kolaj ve akrilik boya  ile resmediyor. Bu resmediş, bugünü anlamamız için, insanı anlamamız için hatta geçip gideni hayatı sorgulamamız için bir uyarı. Dikkatle ve incelikle sıcak ve güzel bir dille konuşuyor sanatçı...

 

İstasyon Sanat Akademisi’nde Hülya Düzenli ile çalışan ve İktisat ve Felsefe eğitimi almış olan Nilüfer Adam, Antik çağ Yunan felsefesine ilgi gösteriyor. Sergide yer alan resimlere yukarıda anlatılan hikaye eşlik ediyor. Harbiye de ressam Celalettin Tandoğdu yönetiminde faaliyetine devam eden Pusula Sanat; duyarlı, içten, nitelikli yaklaşımları ile etkin bir mekan.   Sanatçı Nilüfer Adam,  06 Ocak 2018 – 25 Ocak 2018 tarihleri arasında 21 adet yapıtını Pusula Sanat Evi’nde sanatseverler ile buluşturacak

 

“Bu sergide yer alan resimler, hepimizin ortak duyarlılığı ve karşılaştığımız  söylencelere dairdir.”

 

EDİTÖRE NOT

Antik Yunan’da ölüler dünyası Hades’in ülkesinde beş ırmak vardır.

Akheron, cehennemin ırmağıdır ve katranlıdır.

 

Yunan mitolojisi’nde ki Cocytus, iniltiler nehridir. Aynı zamanda Dante'nin yazdığı İlahi Komedya'da "Inferno" kısmında geçen, cehennemin en dibi, ihanet edenler ve döneklerin gittiği yerdir.

 

Mnemosyne, kendisinden su içenlere geçmiş yaşamları hakkındaki her şeyi hatırlatır.

 

Alev alev yanan anlamına gelen Pyriplegethon,  ateşin nehridir. Platon, nehri "dünyanın etrafında dolaşan ve Tartarus'un derinliklerine dökülen ateşten bir ırmak" olarak tanımlar. 

 

Tanrıça Styx, Pyriplegethon'a aşıktır. Onun aşkının ateşiyle yanıp kül olmuş ve Hades'e gönderilmiştir. Sonunda Hades, Styx'e yani nefretin nehrine izin verdiğinde bu iki nehir birleşir. Styx, nehrine girenler yenilmez olurlar. Vücutlarında bir nokta kalır ve ölümsüz olamazlar. 


Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe sözcüğü alegorik bir tanrıçanın adıdır. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur, suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çektikleri acıları unuturlar. Aynı zamanda unutmanın nehri Lethe’nin hikayesi sonsuz hayatı bulmak için unutmak isteyenlere dairdir. Yalnız onun acı suyundan içen ruhlar, geçmişlerini unuturlarken sonsuzluğu yakalarlar. 

 

Bir başka söylenceye göre; çok zaman önce, insanlar, “unutuş şehri”nde yaşarlar ve yeryüzündeki bütün suların ondan geldiği ve ona geri döndüğü rivayet edilen “unutuş nehri” de şehrin tam ortasından geçer... Bütün su parçaları ondan ayrıldıktan sonra ona dayanılmaz bir özlem duyar. Ayrıldıklarında kendilerini hatırlar, onla birleştiklerinde ise kendilerini unuturlar.

 

İnsanlar o nehre girer ve bambaşka kişiler olarak çıkarlar. Söylendiğine göre nehir herkesi kabul etmez, kabul etmediklerini kendisinde boğar.

 

Herkesin nehre girmek için bir hakkı olduğundan, nehirden çıkabilecekleri gibi boğulma riski bulunduğundan ne zaman girmeleri gerektiğine kendileri bileceklerdi.

 

İnsanlar nehre girecekleri zamanı, boğulmaktan korkmadıkları zaman olarak seçmeliler. Böylece en yüce güzellikler ve sonsuz hayat onlara bahşedilir. Boğulmaktan korkanlar ise insanlıklarından olur, sonsuzluğun sahte bir görünüşünü yaşar. Boğulmaktan korkmayanlar, gerçek sonsuzluğa gerçek yaşamın en derinlerine yol alır..

 

Bir gün Lethe isminde bir genç, hiç kimseye bir şey söylemeden, herkesin meraklı bakışları altında aniden nehre atlar. Onu bir daha gören olmaz. Şehir halkı onun da diğerleri gibi korktuğundan boğulduğunu düşünürler…

 

Lethe, suya girer girmez bir ışık demeti gözlerini kamaştırır ve suyun içerisinde nefes alabildiğini hisseder… Akıntı onu nehrin en derinlerine çeker, kendini birden daha önce hiç görmediği bir yerde buluver. Etrafına toplananlardan bazılarını tanır, önceden boğulduğu düşünen kişilerdir bunlar..

 

“ Neden bu kadar geciktin ? ” der içlerinden biri.

Lethe şaşırır, bir başkası “Biz gerçekten boğulmaktan korkmayanlarız, tam anlamıyla nehirde kendini unutmaya hazır olanlarız. ” der.

“Anlıyorum ama bu neden diğerlerinden saklanıyor ?” diye sorar Lethe.

“Kimseden bir şey saklandığı yok, sadece herkes kendisi bulmak zorunda, hepsi bu. Kimseye sahip olmadığı şey verilemez.” diye cevap verirler.

Lethe’nin geldiği yerde insanlar çok mutlu, orada kötülük ve çirkinlik yok. Lethe hiç gecenin gelmediği yerde, unutuş şehrinde, diğerlerinin de bundan haberdar olması gerektiğini düşünüp durur... Ve suya tekrar girer, bundan sonrasını pek hatırlamaz Uyandığında unutuş şehrindekilere kendisine ne olduğunu sorar :

Şehir halkından birisi onun boğulmak üzereyken kurtarıldığını söyler. Aslında Lethe’nin suda boğulduğunu düşünmüşler ama tabii ki  unutuş nehri bunu onlara unutturmuş ve kurtarıldığını sanmalarını sağlamıştır.

 

Lethe buna inanmak istemez.Hiç gece olmayan yerin olmadığını düşünmek onu çıldırtır, artık hiç kimsenin ona inanmayacağını düşünür. Yine de boğulmaktan korkmayanların, suyun altında olduklarını, onların aralarında kötülüğün olmadığını, mutluluk içinde yaşadıklarını anlatmaya devam eder. Anlattığı kişiler Lethe ile alay edip, çıldırdığını düşünürler. Şehir halkının da görüşüyle onu bir yere kapatıp, ölünceye kadar dışarı çıkartmazlar... O şehirde olup da ölen tek kişi odur !

 

Unutuş nehrinin ismini Lethe’den aldığı söylenir. Lethe “kendini” nehirde bırakmış, çıldırmıştır. Nehir ise Lethe’nin bu durumuna üzülmüş onu tekrar gecenin olmadığı şehre de götürememiştir. Bu yüzden onun ismini alarak onu ölümsüzleştirir... Artık nehrin ismi Lethe olmuştur. Böylece unutuş nehrinde ölen tek kişi “kendini” yeniden bulmuş ve ölümsüzlüğü kazanmıştır.

 

Bu nehre girenler, neden kendilerini hatırlamak değil de kendilerini unutmak istiyorlar? Neden ona özlem duyuyorlar?

 

Bütün su parçalarının nehirden ayrıldıktan sonra nehre dayanılmaz bir özlem duymaları, ayrıldıklarında kendilerini hatırlamaları onla birleştiklerinde onda kendilerini unuttukları gibi;  İnsanlarda nehre girdikleri anda kendilerini unuturlarmış. İlk girdiklerinde “kendilerini” hatırlamaları gerekirmiş ki “kendilerini” unutabilsinler… Orası hem “kendi” oldukları hem de “kendilerini” yitirdikleri tek yermiş.

 

 “Nehir neden bazılarını boğuyor da, bazılarına ölümlüyken ölümsüzlüğü armağan ediyor?

 

Bilgenin ölümlüyken ölümsüz olmaktan kastettiği, insanların korkmadan nehre girerlerse  geçmişte yaşadıkları acıları unutturarak, istedikleri  kaderi onlara bağışlıyormuş… 

 

Boğulmaktan korkanlar sahte bir dünyada yaşadıklarının hiç farkında değillermiş. Nehre girenler ise aslında gerçek hayata gözlerini açıyorlarmış. Onlar, korkmayanlar ve kendi kaderlerini kendileri yaratmayı göze alanlarmış!..

 

Gecenin hiç olmadığı yerde kendi kaderlerini kendileri yaratmayı seçenler;  sonsuzluğu yakalamayanlarmış... Sonsuzluğu sonlu olmadan yaşamak isteyenler, kendilerinden en çok korkanlarmış…

 

NİLÜFER ADAM - ÖZGEÇMİŞ

1959 Yılında İstanbul’da doğdu,

1983 Yılında Marmara Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi – Siyasal Bilgiler'den

mezun oldu.

2002-2004 Rüştü Uzel Sanat Merkezi'nde ressam Berna Noyan ile suluboya  ve

yağlı boya çalışmaları yaptı.

2016 Yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olarak, felsefe öğretmeni olmuştur.

2005-2017 İstasyon Sanat Akademisi'nde ressam Hülya Düzenli ile sanat çalışmalarına devam etmektedir.

 

 KATILDIĞI SERGİLER

2002 Rüştü Uzel Sanat Merkezi Karma Sergi

2003 Kaş Sanat Galerisi Karma Sergi

2006 Aya Sofya Müzesi Karma Sergi

2008 Levent Tenis Kulübü Kişisel Sergi

2011 Türk İslam Eserleri Müzesi Karma Sergi

2012 Deniz Müzesi Karma Sergi

2013 Bonart Galeri Kişisel Sergi

2017 Pusula Sanat Galerisi, kişisel sergi